|
Bu bölümde sık rastlanan hastalıklar hakkında bilmemiz gereken noktalardan
bahsedeceğiz. Bu hastalıkların görülmesi halinde tedaviye yardımcı FamilyWAB
ürünlerini kullanabilirsiniz.
MANTAR HASTALIKLARI
Vücut yüzeyinde dermatofitler denilen, cildin
üst tabakası, tırnak ve saç gibi yerlerde üreyen, küf benzeri mantarlarla
enfeksiyon olmasıdır. Geçiş genelde insandan insana veya hayvandan insana
olabilir.
Nedeni Mantar infeksiyonu her yaşta olabilir. Tinea
Pedis( ayak mantarı), Tinea Cruris(kasık mantarı), Tinea Unguim(tırnak mantarı),
Tinea Capitis (saç mantarı), Tinea Barba(sakal mantarı) özel mantar
enfeksiyonlarıdır.
Şikayetler Etkilenen bölgede kaşıntı cilt lezyonları ve
kızarıklık, halkasal şekilli lezyonlar, koyu veya açık renkli değişik alanlar
gibi belirti ve şikayetlere neden olabilirler.
Tanı ve tedavi Tanı esas olarak cildin görünümüne göre
konur. Bazı mantarlar özel bir mavi ışıkla karanlık odada incelenirse floresan
verirler. Kesin tanı mikroskopla alınan parçaların incelenmesiyle konur. Ayrıca
ciltten alınan kazıntı laboratuara gönderilerek kültürde üremesine bakılabilir.
Tedavide kişisel bakım çok önemlidir. Deri her zaman kuru ve temiz tutulmalıdır.
Ciddi ve uzun süreli enfeksiyonlarda doktora başvurulmalıdır. Tedavi edilmediği
zaman üzerinde bakterilerin üremesi ile ikincil bakteriyel enfeksiyonlar
olabilir.
AYAKTA MANTAR ENFEKSİYONU
Dermatofitler denilen mantarlar tarafından yapılan enfeksiyondur. Vücudumuzda
normalde bakteriler ve mantarlar hastalık yapmadan yaşarlar. Uygun ortam
bulduklarında hızla çoğalıp, enfeksiyona neden olabilirler. Ayak mantarı oldukça
sık rastlanan bir cilt hastalığıdır. Genellikle ergenlikten sonra görülür. En
sık görülen ve en çok tekrar eden mantar enfeksiyonudur . Diğer mantar
enfeksiyonlarıyla birlikte görülebilir. Ayak mantarı ve benzer hastalıklara
tinea enfeksiyonları denir ve saç, tırnak ve dış deri gibi dokularda
yaşayabilirler. Nemli ve ılık bölgelerde ürerler. Sıkı ayakkabılar giyilmesi,
cildin uzun süre nemli kalması, küçük tırnak ve cilt sıyrıkları duyarlılığı
arttırabilir. Tinea enfeksiyonları bulaşıcıdır, direkt temasla veya aynı
ayakkabı ya da duş zemininin kullanılması ile geçebilir.
Önlem
- Ayak temiz, serin ve kuru tutulmalıdır.
- Pamuklu, yün veya bunlar gibi emici maddelerden yapılmış çoraplar
giyilmelidir.
- Ayakkabılar ayağa tam olmalı ve böylece ayağa ya da tırnaklara travma
azaltılmalıdır. Dar burunlu, yüksek topuklu, eski, yıpranmış ayakkabılar,
çorapsız giyilen ayakkabılar veya başkasının ayakkabısı giyilmemelidir.
- Yüksek yoğunlukta mantar sporları içerebilecek yüzeylerde yalın ayak
yürümekten kaçının: halı döşeli zeminler, banyo yerleri, duşlar, jimnastik
salonları, soyunma odaları, yüzme salonları, hamamlar gibi.
- Tırnaklar kısa ve düz kesilmelidir. Kenarlarını yuvarlak kesmeyin.
- Vücudun diğer kısımlarında olan tinea pedis ve yüzeysel mantar
enfeksiyonlarına bakın ve tedavi ettirin. Normal ve anormal tırnakları kesmek
için farklı tırnak makasları kullanın.
- Aile üyeleri veya yakın arkadaşlar, temas eden kişiler tinea pedis ve tırnak
mantarı için tedavi edilmelidir.
Kaşıntı, kızarıklık, sulanma, su dolu kabarcıklar, normal görünen tırnağın
renginde değişme gibi durumlarda tinea pedis veya tırnak mantarından
şüphelenin. Şikayetler Kaşınma, yanma, etkilenen bölgenin
sızlaması görülebilir. Ayakta kızarıklık olabilir. Ayak tabanı, parmakları veya
tırnakta kızarıklık ve inflamasyon oluşabilir. İçi su toplamış yaralar
gözlenebilir. Kabuklanıp, dökülmeler olabilir. Tırnakta renk değişikliği,
kalınlaşma, kabalaşma gelişebilir. Tanı ve tedavi Cilt
kültürü ve kimyasal maddelerle inceleme yapılabilir. Tedavide kişisel bakım çok
önemlidir. Cildi kuru ve temiz tutmak gerekir. Ayak sürekli kuru tutulmalıdır.
Temiz çoraplar giyilmelidir. Hekim size mantara yönelik uygun ilaçları
verecektir. Bunlar deriye sürülen ilaçlar ve ağız yoluyla alınan ilaçlar
olabilir. Eğer mantar enfeksiyonunun olduğu bölgede bakteriler de enfeksiyon
yapmışsa antibiyotik tedavisi de gerekir. Ayak mantarı zor iyileşebilir ve
tekrarlayabilir. Uzun süreli tedavi ve önleyici tedavi gerekebilir.
KASIKTA MANTAR ENFEKSİYONU
Kasıkta kaşınma sıklıkla egzama veya başka nedenlerle olur. Kaşıntı ile
birlikte sıklıkla erişkin erkeklerde olan bir hastalıktır. Nemli ve ılık
alanlarda olabilir. Kötü hijyen, sıkı çamaşırın sürtünmesi, bölgenin uzun süre
nemli kalması ile enfeksiyona duyarlılık artar. Kasık mantarı genellikle cinsel
organlarda oluşmaz. Diğer tinea enfeksiyonlarına göre daha az ciddidir. Ancak
anal bölgede kaşıntı veya rahatsızlığa neden olabilir.
Şikayetler Kasıkta, anal bölgede kaşıntı, kızarıklık
olur. Sınırları keskindir. Kuru ve kabuklu gibi olabilir. İçi sıvı dolu
lezyonlar da olabilir. Ciltte koyu veya açık alanlar olabilir. Tanı
ve tedavi Tanı esas olarak cildin görüntüsüne göre konur. Biyopsinin
mikroskobik incelemesi veya kültür yapılabilir. Tedavide kişisel hijyen ve bakım
önemlidir. Hekim sizin için uygun ağızdan veya cilde sürülen ilaçları
verecektir. Tedaviye cevap verir, ancak bazı durumlarda dirençli olabilir.
Lezyon bölgesinde kalıcı renk değişikliği
yapabilir. Önlem Genel olarak iyi hijyen önemlidir.
Banyodan sonra kurulanmak gerekir. Sürtünmeyi önlemeye çalışmak önemlidir. İç
çamaşırlar sıkı ve havasız olmamalıdır.
başa dön
DİYABET
Tıp literatüründe diabetes mellitus olarak da bilinen şeker hastalığı,
vücudun kan şekerini (glikoz) kullanma şeklini etkileyen bir hastalık gurubudur.
Bu şeker, sağlığınız için çok gereklidir, çünkü vücudun asıl enerji
kaynağıdır.
Normalde glikoz, pankreas tarafından salgılanan bir hormon olan insülin
faaliyeti sayesinde hücrelere girebilir. İnsülin glikozun hücrelere geçmesine
yarayan çok ufak kapıları kilitleyen bir anahtar görevi görür. Fakat diabetes
mellitus olutuğunda bu süreç tersine işler. Glikoz, hücrelere taşınacağı yerde
kanda birikir ve sonuçta idrara karışır. Bu durum genelde ya vücut yeterli
miktarda insülin üretmediği için ya da insüline doğru düzgün yanıt veremediği
için ortaya çıkar.
ŞEKER HASTALIĞI İKİ ŞEKİLDE OLUŞUR
- Tip 1 diyabet: Pankreas az miktarda insülin ürettiğinde ya da hiç
üretmediğinde bu tür oluşur. Şeker hastalarının yüzde 5 ila 10’unu etkiler.
- Tip 2 diyabet: Bu tür, 20 yaşın üzerindeki şeker hastalarının yüzde 90 ila
95’ini etkiler, tip 1 diyabetten daha çok yaygındır. Vücut insülin etkilerine
direnç gösterdiğinde veya pankreas normal glikoz seviyesini korumak için
gerekenden az miktarda insülin ürettiğinde ortaya çıkar.
Hiç kimse henüz diabetes mellitus’a çare bulamadı. Fakat iyi olan haber;
düzgün beslendiğiniz, ideal kilonuzu koruduğunuz ve çok egzersiz yaptığınız
takdirde bu hastalığın önlenebilmesidir. Eğer şeker hastasıysanız kan şekerini
kontrol eden ilaçlara ek olarak diyet ve egzersiz yapmanız sayesinde sağlıklı ve
aktif bir hayat yaşayabilirsiniz.
RİSK FAKTÖRLERİ
Araştırmacılar neden bazı insanların şeker hastası olduğunu ve bazılarının
olmadığını tam olarak anlamasalar da, bazı faktörlerin riski arttırdığı açık ve
nettir. Bu faktörler:
- Aile geçmişi: Anne babanız veya kardeşiniz şeker hastasıysa, 1. tip veya tip
2 diyabet hastalığına yakalanma şansınız artar.
- Ağırlık: Fazla kilolu olmak, şeker hastalığının en büyük risk faktörlerinden
biridir çünkü tip 2 diyabeti olan 10 hastadan 8’i fazla kiloludur. Bunun nedeni
vücudunuzdaki yağ dokusu ne kadar çoksa hücrelerinizin kendi insülininize o
kadar dirençli hale gelmesidir. Aslında şişmanlık ve şeker hastalığı arasındaki
ilişki, araştırmacıların resistin diye adlandırdığı bir hormonda gizli olabilir.
Hücreleri insüline karşı dirençli hale getiren bu hormon, farelerde
keşfedilmiştir. Yinede sorun sadece kaç kilo olduğunuz değil, aynı zamanda
kilonun vücutta nasıl dağıldığıdır. Şayet fazla kilolarınız, vücudun üst
bölümünde özellikle karın çevresindeyse taşıdığınız risk daha yüksektir. İyi
haber ise kilo fazlalığı olan şeker hastalarının çoğunun sadece kilo vermek
yoluyla glikoz seviyelerinin düzelebilmesidir. Azda olsa kilo vermek çok
yararlıdır.
- Hareketsizlik: Ne kadar az hareket ederseniz, şeker hastası olma riskiniz o
kadar fazla olacaktır. Fiziksel aktiviteler; kilonuzu kontrol etmenizi sağlar,
glikoz tüketir, hücrelerin insüline daha hassas olmasını sağlar, kan akışını
arttırır ve en küçük kan damarlarının bile dolaşımını düzenler. Ayrıca egzersiz
sayesinde kas yoğunluğunuzda artacaktır. Bu önemli bir detaydır, çünkü kandaki
glikozun çoğu kaslar tarafından emilir. Kas dokunuz azaldığında, kanda daha
fazla şeker kalacaktır.
- Yaş: Tip 2 diyabet olma riskiniz yaşlandıkça, özellikle 45 yaşından sonra
artar. Bunun nedeni, insanların yaşlandıkça genellikle daha az egzersiz yapması,
vücutlarındaki kas yoğunluğunun azalması, karbonhidratlar ve yağ açısından
zengin bir beslenme tarzı benimsedikleri için kilo almalarıdır. Fakat şeker
hastalığı, özellikle 30 ila 40 yaş arası gençler arasında da aşırı derecede
yükselmektedir.
- Irk: Tam olarak açıklık kazanmamış nedenlerden dolayı, belirli ırktan
insanların şeker hastası olma olasılığı daha yüksektir. Genel dünya nüfusunun
yaklaşık yüzde 6 ‘sı şeker hastasıdır. Bu oran siyahlar ve Latin Amerikalılar
için iki misli olup Kızılderililer için daha da fazladır. Arizona’da yaşayan
Pimalı yetişkinlerin yarısı tip 2 diyabet hastasıdır ve bu dünyadaki en yüksek
şeker hastalığı ranlarından biridir. Öte yandan tip 1 diyabet beyaz Amerikalılar
arasında ve Finlandiya ve İsveç gibi Avrupa ülkelerinde yaygındır.
KİŞİSEL BAKIM
Sağlık ekibiniz size birçok yararı tavsiye edip bakım sağlayabilir, ama
bunları yapıp yapmamak size bağlıdır. Aşağıdaki tavsiyeler sağlıklı ve aktif
kalmanıza yardımcı olabilir:
- Diyabetinizle başa çıkacağınızı taahhüt edin. Hastalığınızla ilgili olarak
öğrenebildiğiniz her şeyi öğrenin. Ne kadar çok şey bilirseniz, hastalığınızı o
kadar iyi kontrol edebilirsiniz. Glikoz seviyenizi ölçün, iyi beslenin, egzersiz
yapın ve sağlıklı bir kiloda kalın. Eğer bütün çabalarınıza rağmen kan
şekerinizi kontrol edemiyorsanız bir diyabet uzmanıyla görüşmeyi düşünün.
- Her yıl muayene olun. Düzenli diyabet kontrollerinize ek olarak her yıl tam
bir vücut muayenesinden geçmeniz önemlidir. Bu diyabetin yarattığı
komplikasyonları kontrol etmek ve kalp damar ve böbrek hastalıkları gibi
rahatsızlıkları araştırmak için bir olanaktır.
- Ayaklarınıza dikkat edin. Diyabet ağrıyı hissetmenizi azaltacak şekilde
ayaklarınızdaki sinirlere zarar verebilir. Sonuç olarak da, farkına varmadan
ayağınızı kesebilir veya başka bir yaraya neden olabilirsiniz. Ve diyabet aynı
zamanda ayaklarınıza olan kan dolaşımını da azalttığından yaraların iyileşmesi
de zordur. Ayak sorunlarını önlemek için, ayaklarınızı her gün su toplamaları,
kesikler, çürükler, çatlamış ve soyulan cilt ve kızarıklıklar ve şişikler için
kontrol edin. Ayaklarınızı her gün, parmak araları da dahil olmak üzere ılık
suyla yıkayın. Yavaşça kurulayın ve iyice nemlendirin. Diyabet daha az
terlemenize neden olabilir ki bu da çatlamış, kuru bir cilde neden olabilir.
Ayak tırnaklarınızı keserken, etrafındaki deriye zarar vermemeye dikkat edin.
Eğer bacaklarınızdaki kan dolaşımı azsa veya kendiniz kesecek kadar iyi
göremiyorsanız, bunu podiyatristinize (ayak uzmanı) bırakın. Nem çeken çoraplar
ve üstü ayaklarınızın hava almasını sağlayacak yumuşak deriden ve pamuklu veya
sünger tabanlı tam uyan ayakkabılar giyin. Çoraplarınızda kat yeri olmamasına
dikkat edin bunlar ayaklarınızda baskı yapıp yaralara neden olabilirler. Ve eğer
ayaklarınızdaki yaralar birkaç gün içinde iyileşmeye başlamazlarsa doktorunuzu
görün
( FAMİLY WAB DİABET ÇORABI BU UNSURLAR GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURULARAK
ÜRETİLMİŞTİR )
ŞEKER HASTALIĞININ BELİRTİLERİ
- Çok fazla ve sık acıkma
- Aşırı tatlı yeme isteği
- Hızlı kilo alma, çok su içme
- Ağız kuruluğu
- Çabuk yorulma
- Ani kilo kaybı
- Tansiyon yüksekliği
- Sık enfeksiyona yakalanma
- Ciltteki kesik ve yaraların zor iyileşmesi
- Sık idrara çıkma
- Ciltte kuruma ve kaşıntı
- Bulanık görme
- El veya ayakta uyuşma – karıncalanma hissi
- Beslenme, egzersiz ve ilaç planlarınızı doktorunuzun verdiği gibi birebir
uygulayın
- Kan şekerinizi sık sık ölçtürün
- Tansiyonunuzu sık sık ölçtürün
- Her yıl tam bir göz muayenesinden geçin
- Her üç ayda bir idrar tahlilinizi yaptırın ve keton değerlerinize dikkat
edin
- Böbrek hasarlarının belirlenmesi için kan ve idrarınızda gerekleri testleri
yaptırın
- Kan yağlarınızı ölçtürün
- Her altı ayda bir, kalp – damar hastalıkları için muayene olun
- Sinir hasarlarına ait yakınmalarınız varsa, bu durumu doktorunuza
bildirin
- Ayaklarınızı ve derinizi her gün kontrol edin. Bir sorun varsa doktorunuza
başvurun
- Gebeyseniz veya gebe kalmayı planlıyorsanız, doktorunuza sizin ve
bebeğinizin karşılaşabileceği riskleri azaltmak için, kan şekerinizin gebelik
öncesinde ve sırasında normale yakın değerlerde kalmasına gayret gösterin
- Sigara kullanmayın, alkolden kesinlikle uzak durun
- Diyabetin uzun dönemde yol açtığı hastalıklar konusunda mutlaka olduğunca
fazla bilgi edinin
- Diyabetle yaşamayı kabullenin. Bu konuda zorluk ve sıkıntılar yaşıyorsanız,
yaşam bir azap haline gelmişse, bir psikologdan yardım istemekten
çekinmeyin
başa dön
MİGREN
Migren çoğunlukla ataklar halinde gelen bir baş ağrısı tipidir. Ataklar 4
saatten 72 saate kadar değişen uzunluklarda olabilir. Kişi ataklar arasında
kendini tamamıyla normal hisseder, ancak bir sonraki atağın endişesi içindedir.
Eskiden “sadece bir baş ağrısı tipi” olarak görülen migren, artık başlı başına
bir nörolojik hastalık olarak kabul edilmektedir.
Migren ağrısı genellikle orta şiddette ya da şiddetlidir ve kişinin normal
aktivitelerini engelleyebilir, hem migren yakınması olan kişinin hem de
yakınlarının yaşam kalitesini bozabilir. Baş ağrısı zonklayıcı ya da nabızla
birlikte atan şekilde hissedilebilir ve başın tek bir yanında yerleşebilir.
Bulantı kusma ışığa veya sese karşı hassasiyet baş ağrısına eşlik edebilir.
Migren kadınlarda erkeklerden daha sık görülür; kadınlarda %18,6 ve
erkeklerde %6,5 oranında görülmektedir. Yapılan çalışmalarda bir hekim
tarafından tanı konulmamış olan migren hastası oranının kadın hastalarda %59’a,
erkeklerde ise %70’e ulaştığı gözlenmiştir.
Birçok kişide ağrı ve diğer semptomlar o kadar şiddetlidir ki, sadece
karanlık bir odada yatıp uyumak isterler. Bu da günlük yaşantıyı aksatır. Oysaki
migren tedavi edilebilir bir hastalıktır. Günümüzde migreni önleyen ya da tedavi
edebilen çok sayıda ilaç ve yardımcı ürün bulunmaktadır.
Bölgesel olarak migren görülme sıklığı:
Marmara, Orta Anadolu ve Karadeniz’de %11,4–14,7 Ege,
Akdeniz, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’da %13,5–17,8
MİGRENİN NEDENİ NEDİR? Migrenin neden ortaya
çıktığı tam olarak bilinmemektedir. Migrenin beyindeki kan damarları ve
elektriksel sinir uyarısını ileten kimyasal maddelerdeki değişikliklere bağlı
olduğu düşünülmektedir, ancak bu değişikliklerin neden oluştuğu konusunda
araştırmalar halen sürmektedir
Migreni tetikleyen faktörler
Yiyecekler: Eski peynir, çerez, çikolata yoğurt, soğan,
incir, karaciğer, kafeinli yiyecekler, salamura balık/et, koruyucu madde olarak
nitrat/nitrit eklenmiş gıdalar(sosis, sucuk, salam)
İçecekler: Kahve, çay, kafeinli meşrubatlar, diyet kola,
alkollü içkiler (özellikle kırmızı şarap, bira viski)
Katkı maddeleri: Sodyum nitrit, monosodyum glutamat,
aspartam, tiramin, fenolik flovonoidler
İlaçlar:
Duyusal ve Duygusal Uyaranlar: Titreşen/parlak/fluoresan
ışıklar, parlak gün ışığı, kokular(parfüm, kimyasal maddeler, sigara),endişe,
aşırı sevinmek veya üzülmek, depresyon, aşırı heyecan, stresten veya baskıdan
kurtulmak Yaşam Tarzı Değişiklikleri:
Zaman farkı çok fazla ya da az uyumak, aç kalmak, kafeinsiz kalmak, aşırı
egzersiz yapma, fiziksel yorgunluk, rutin yaşamdaki değişiklikler, alerji,
sigara
Diğerleri: Adet dönemi, hava/mevsim değişiklikleri, deniz seviyesinden çok
yüksekte bulunmak
MİGRENİN BELİRTİLERİ NELERDİR?
- Orta şiddette ya da şiddetli ağrı
- Bulantının eşlik etmesi
- Kusmanın eşlik etmesi
- Işığa, sese ve bazen de kokuya duyarlılık
- Zonklayıcı, nabız gibi atan ağrı
- Asıl ağrı tek taraflıdır
- Ağrı hareketle artar
MİGREN NASIL TEDAVİ EDİLİR?
Günümüzde devam eden araştırmalar sayesinde hekimler migren hakkında daha
fazla şey biliyor ve migreni önlemek ya da tedavi etmek için daha fazla seçenek
bulunuyor. Tedaviler hekimlerin önerdiği şekilde uygulanınca atakların sıklığı
ve şiddeti azalabilmektedir. Ayrıca migrenin ilaç dışı tedavi yolları da ilaç
tedavisine destek olarak kullanılmaktadır.(örneğin; FAMILY WAB MİGREN BANDI)
MİGRENİN NEDEN OLDUĞU TÜM GÜÇLÜKLERİ GÖZDEN GEÇİRİN VE DOKTORUNUZLA
KONUŞUN, BÖYLECE MİGRENİNİZ İÇİN EN DOĞRU OLANI YAPMIŞ OLURSUNUZ VE HAYATA HEP
GÜLÜMSEYEREK BAKARSINIZ…
başa dön
FAMILY WAB ANTİBAKTERİYEL ÇORAP
FAMILY WAB etkinliği Analitik laboratuarlarda Agar Cupe Plaka Yöntemi ve AATC
Test Metodu ile antibakteriyel etkinlik testinden geçirilmiştir. Sonuçlarda %100
istikrarlı koruma ve mevcut bakteri, mantar ve bakterilerde azaltma ve üremesini
engelleme gözlemlenmiştir. Ayrıca insan cildine zarar verici bir özellik de
saptanmamıştır.
-FAMILY WAB, mantar ve koku oluşumunu sağlayan bakteriler üzerinde %100
etkisi laboratuar ortamında test edilip onaylanmıştır.
-Bu nedenle mantar ve koku tedavisinde yardımcı ürün olarak
kullanılmaktadır.
-FAMILY WAB, kuvvetli bir mikrop öldürücüdür ve bu yüzden mikrop öldürücü
etkinliklerin gerekli olduğu hallerde (örneğin, antiseptik ve bakterisit
koşullarda) kullanıma uygundur. -İstenmeyen kokuları yok eder.
-Ayağınızı gün boyu rahat tutar.
-Antifungal ve antibakteriyel özelliğini 40 derece altında yapılan 30 yıkama
sonrasına kadar korur.
başa dön
FamilyWAB Antibakterial Varis Çorapları
ve Basınç Çorapları
Bilekten başlayarak bacakların üst kısımlarına doğru giderek azalan üç
dereceli kompresyon yöntemi ile varis ve yorgunluğu önleyici bir çoraptır. Üç
dereceli kompresyon yöntemi, bacaklardaki kan dolaşımını dengede tutar. Buna
bağlı olarak bacak ağrılarının ve yorgunluğunun oluşumunu önlenir. Micromodal
iplik ve modern dokuması sayesinde ayaklarınızın nefes almasını sağlar ve
ayaklarda oluşan terlemeyi dışarı vererek koku oluşumunu ortadan kaldırır.
İçeriğinde bulunan FamilyWAB maddesi ile oluşabilecek mantar lezyonlarının. ve
bakteri oluşumunun önlenmesine yardımcı olur.
başa dön
FamilyWAB Antibakteriai Diyabet Çorapları
Genellikle şeker hastalarının ayaklarında dolaşım bozuklugundan kaynaklanan
aşırı üşüme ve atonik yaralar oluşmaktadır. FamilyWAB maddesi bakteriostatik
etkisi ile ayakta tam bir hijyen sağlayarak tedaviye yardımcı olur. Antiseptik
özelliği sayesinde şeker hastalarında oluşan yaraların mantara dönüşmesi
engellenerek uzun ve tedavisi güç olan komplikasyonların önüne geçilmektedir.
Dokumasında kullanılan süper penye iplik sayesinde ayaklarda ikikat daha fazla
sıcaklık sağlanmaktadır. Böylece diabetli ayaklardu hem hijyen hemde sıcaklık
sağlanmaktadır.
başa dön
FAMILY WAB ANTİBAKTERİYEL İÇ GİYİM
FAMILY WAB etkinliği Analitik laboratuarlarda
Agar Cupe Plaka Yöntemi ve AATC Test Metodu ile antibakteriyel etkinlik
testinden geçirilmiştir. Sonuçlarda %100 istikrarlı koruma ve mevcut bakteri,
mantar ve bakterilerde azaltma ve üremesini engelleme gözlemlenmiştir. Ayrıca
insan cildine zarar verici bir özellik de saptanmamıştır.
-FAMILY WAB, mantar ve koku oluşumunu sağlayan bakteriler üzerinde %100
etkisi laboratuar ortamında test edilip onaylanmıştır.
-Bu nedenle mantar ve koku tedavisinde yardımcı ürün olarak
kullanılmaktadır.
-FAMILY WAB, kuvvetli bir mikrop öldürücüdür ve bu yüzden mikrop öldürücü
etkinliklerin gerekli olduğu hallerde (örneğin, antiseptik ve bakterisit
koşullarda) kullanıma uygundur. -İstenmeyen kokuları yok eder.
- Vücudunuzu gün boyu rahat tutar.
-Antifungal ve antibakteriyel özelliğini 40 derece altında yapılan 30 yıkama
sonrasına kadar korur.
başa dön
FAMILY WAB MİGREN BANDI
Migren ve baş ağrılarında serinletme
tedavisi Kafanın serinletilmesi, baş ağrısı veya migren esnasında
veya bu rahatsızlıklara tutulmalarda azaltma etkisi yapar. Serinletici alın
bandı, moleküllerin termik nitelikleri vasıtasıyla, sürekli olarak kuru bir
soğukluğun oluşmasını sağlar. Esnek serinletici alın bandı her başa ve her şakak
formuna kolaylıkla uyum sağlayarak takılır ve böylece başın ağrıyan kısımlarını
serinletir.
Önemli: Migren
ağrılarına dair belirtiler fark edilir edilmez hemen bandı kullanın
başa dön
|